Öğrenmenin Büyüsü

Merhaba ben Enes Eratılmış.

Kısaca kendimi tanıtmam gerekirse Atatürk Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde okuyorum. Aktif olarak Endüstri Mühendisliğim Platformunda Koç Yardımcısı olarak görev alıyorum. Daha önce 2,5 yıl özel bir bankada çalışma fırsatı buldum. Konuşmayı ne kadar çok sevsem de insanları gözlemleme, bu gözlemlerden belirli çıktılar elde ederek bunları sınıflandırmayı seviyorum. Genellikle araştırmalarımı yazı olarak aktarmayı, düşüncelerimi konuşarak tartışmayı daha çok severim.

Daha önce duymuşsunuzdur, bir alanda uzman olabilmek için 10.000 saat çalışma gerektiği görüşünü savunan Malcolm Gladwell’in aslında bu konuda pek de haklı olmadığını, çeşitli alanlarda uzmanlaşabilmek için farklı sürelerin yeterli olacağını savunan bir makale yayınladı. Benjamin Fraklin tarafından da uygulandığı bilinen bu kuralı biraz daha derinlemesine inceleyelim.

Öncelikle dünyanın en çok tanınan isimlerinden, eski Cumhurbaşkanı Barack Obama ofisinde günlük bir saatini okumaya neden harcıyordu?

Tarihte ki en iyi yatırımcı Warren Buffett, kariyer boyunca zamanının %80’lik bir kısmını neden okumaya ve düşünmeye harcadı?

Uzun süre dünyanın en zengin insanı olan Bill Gates, kariyeri boyunca neden haftada bir kitap okuyup ve yılda iki haftalık bir okuma tatili veriyor?

Neden dünyanın en zeki ve en meşgul insanları öğrenmek için günde bir saat bulabiliyor da bazen sadece okula giden ya da onlardan daha az meşguliyeti olan bizler neden mazeretler buluyoruz?

Başkalarının görmediği neyi görüp bu kadar değerli zamanlarını harcayabiliyorlar?

Cevap çok basit: Öğrenmek, zamanımızın yapılabilecek en iyi yatırımıdır.

‘’Bilgiye yapılan yatırım en yüksek karı getirir’’ Benjamin Fraklin

Hayatlarımız kazanmak, biriktirmek, harcamak, geleceğe yatırım yapmak ya da daha önceden yediklerimizi (kredi kartı/kredi vb) telafi etmek ve çoğu zaman geleceğe yönelik endişelenmekle harcıyoruz.

Hayatın anlık sorunlarıyla uğraşırken yeni şeyler öğrenmek için zamanımızın, enerjimizin olmadığını düşünüyoruz.

Sürekli öğrenmek için zamanını harcamayan kişilerin, kariyerlerinin risk altında olduğunu söylemek çok doğru olacaktır.

Aldığımız eğitiminin geçerliliklerin ne zaman son bulacağını tahmin etmemiz neredeyse imkansız gibi görünüyor.

Bu yönde büyük araştırmalar yapan şirketler genellikle yurt dışı bazlı yaptığı için bu raporları okuduğumuzda bize çok gerçekçi gelmiyor. Ancak düşünüldüğü zaman teknolojisi ve çalışma sektörleri bizden ilerde olan ülkelerin kullandığı ürünlerle aramızda çok fark olmadığını göreceksiniz. Yaptığımız işlerin içeriği düşülünce ortalama olarak aynı olduğunu ve bazı uç noktaların farklı olduğunu göreceksiniz. Yani büyük bir kısımda yapılan işlerin etkileneceği dönemler çok uzakta olmayacaktır.

Kısacası, temel düzeyde bildiğimiz, öğrendiğimiz bazı bilgilerin giderek nasıl önemli hale geldiğini, benzersiz bir para birimi haline geldiğini de görebiliriz.

“21. yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenmeyen, öğrendiği yanlışlardan vazgeçmeyen ve yeniden öğrenmeyenler olacak.”  Alvin Toffler

 

Bir şeylere başlamak için kendime söylediklerim;

tembel olma! mazeret bulma! bir yerden başla!

 

Ben yeni şeyler öğrenmek için neler yapıyorum?

Öncelikle meraklı bir kişilik yapısına sahibim. Merak ettiğim şeyleri sanki uzayda yeni bir alan keşfediyor gibi ciddiyetle araştırırım. Ama bu meraklı yapımı pozitif şekilde kullanabilmem bunu tam anlamıyla keşfettiğim zaman olabildi.

Öncelikle bir tavsiye vereyim, yeri geldiğinde saatlerce sıkılmadan uğraşabileceğiniz merak duyduğunuz şeyleri bulun ve mümkünse bu meraklar üzerinden işler edinin. Okurken çalışma tecrübesi edindiğim çağrı merkezi serüvenimde bir ömür boyu ekmeğimi bu işle kazanmam benim için gerçekten üzücü olacağını tecrübe ettim, bu yüzden şu an yapacağım iş gerçekten koşarak gitmeyi isteyeceğim bir iş olacaktır.

Ben öğrenme aşamasının okumak, anlamak ve öğrendiklerini başkalarıyla paylaşmak olarak gördüğüm için bunları yazarak insanlara aktarmayı tercih ediyorum.

Yazacağım yazıları özenle okumalar yaparak, okuduklarımı not alarak, aldığım notları kendi hayatım ve yaşadığım tecrübelerle birleştirerek özgün bir yazı çıkarmaya çalışıyorum.

Kitap okumak zaten olmazsa olmazımız olmalı diye düşünüyorum. Neden kitap okumalıyız sorusuna cevap olması için aşağıya Serdar Kuzuloğlu’nun bir konuşmasını bırakacağım.

Bunların yanında öğrendiklerimizi başkalarına aktarmanın bir zarar getireceğini düşünmüyorum tam tersi Bir Mum Başka Bir Mumu Yakmasıyla Hiçbir Şey Kaybetmeyeceği düşüncesiyle ilerliyorum.

Yabancı dilim çok iyi olmamasına rağmen çeviriden yararlanarak, hem yabancı kaynaklardan okumalar yapıyorum hemde Türkçe kaynaklardan okumalar yapıyorum. Alakam olmasa da farklı alanlarda konuları araştırıyor, okuyor, izliyorum. Bir öğrencinin kendini geliştirmek için ne yapması gerekiyor diye çok fazla soruluyor çalışan insanlara görüyorum.

Bence bir öğrenci kendini geliştirmesi için yabancı dil öğren, kitap oku gibi tavsiyelerde bulunmanın pek anlamlı bir tarafı yok. Kişiye verilebilecek en iyi öğüt merakını bul, bunu sürekli hale getir demektir. Kişi bu sayede yabancı dili de öğrenir, öğrenmesi gerekeni de gerekmeyeni de.

Çünkü ben bir meslekten öte bir kişiden öte olmamam gerektiğinin farkına çok önceden vardım. Endüstri Mühendisliği benim çok uzun süredir istediğim bir bölümdü. Hala canla başla okuyor, bu mesleği yapmak istiyorum. Ama yarın sanki Endüstri Mühendisliği tedavülden kaldırılacak gibi öğrenmeye çalışıyorum.

Eğer çok yönlü kişiler olmazsak yarın belki aç kalmayacağız ama hak ettiğimiz noktalarda da olamayacağız.

Ben öğrenme aşamalarını okuyarak, bunları yazarak, paylaşarak süreklilik sağlamaya çalışıyorum. Belki siz bir youtube içerik üreticisi olacaksınız ve bunları insanlara konuşarak anlatacaksınız. Belki toplum önünde konuşmak sizin için daha iyi gelecek ve kulüplerde aktif rol alıp insanlarla bunları paylaşacaksınız, belki de Ahmet Bey gibi sizden sonra gelenlere yol göstererek, yardım ederek bunu sürekli hale getireceksiniz. (Gerçi Ahmet Bey hem konuşmalar yapıyor, hem yazıyor, hem sonradan gelen insanlara yardım ediyor, eğitimler veriyor, topluluklarda yer alıyor bu yaptığı işler için kendi ilgi duyduğu alanda olmasaydı eminim ki bu yaptıklarının yarısını bile yapmıyor olacaktı.)

Zaten olması gereken asıl mesele de her insanın kendisini sürekli hale getirebileceği alanı bulması ve bunu sağlaması olacaktır.

Bana burada yazı yazma fırsatı veren Ahmet Savaş Göktürk’e teşekkür ederim. Şu an bir yılım doldurduğum için kendi internet sitem bir bakım aşamasında, bittiğinde kendi sitem üzerinden de sürekli yazıyor olacağım dilediğiniz zaman takip edebilirsiniz.

 

Enes Eratılmış

Endüstri Mühendisliği Öğrencisi (2015-2019)

Atatürk Üniversitesi

İletişim mail adresim için tıklayabilirsiniz.